Ekonomi – Giriş

Bir Tasarımcının Gerilla Rehberi

Düzensiz gelire sahip bir ailede büyümek, stresi şöyle dursun, bir şekilde ayakta kalabilen insanlara yeni yetenekler kazandırıyor.

Ticaret ve imalat ile meşgul bir babanın dümenini tuttuğu, zaman zaman orta bazen de düşük gelirli olarak tanımlanabilecek bir ailede büyüdüm. Böyle olduğunda hayatınız kimi zaman bolluk içinde geçerken, kimi zaman da içine girilen zorluklara karşı alarmda olmanız gereken anlar yaşatıyor.

Bunun beni ne kadar yıprattığını düşünsem de, şimdi fark ettiğim üzere bu gibi durumlara karşı direnebileceğim bazı yetenekler de kazandırmış. Örneğin belirsiz risklere karşı daha soğukkanlı yaklaşma ve oluşacak olumsuz durumların gayet muhtemel olduğu bilinciyle nispeten bir ölçüyle tedbir almak bunlardan en önemlileri.

Eğitim hayatım boyunca iddialı bir öğrenci olmadım fakat kopyacıların yakın oturmak istediği biriydim. Düz lise üçüncü sınıfa kadar akışına bırakarak ilerleyen eğitim hayatım, o dönem aldığım radikal bir karar ile artık tamamen benim kontrolüme geçmişti.

Bir sözel öğrencisi olarak meslek seçimiyle ilgili tüm sayısal seçenekleri eledikten sonra, geriye çizmeyi seven kişiliğimin verdiği motivasyon ile güzel sanatlar fakültesine girip resim öğretmeni olmak kalmıştı. Bu benim için hem sevdiğim işi yapmak hem de ailemin onayını almak için kusursuz bir plandı.

Fakat işin içine girdikten sonra, seçenekler arttıkça resim öğretmenliği fikri gittikçe bulanık bir hal aldı. Kesin de olmadığı gibi, Çizgifilm gibi afilli bir dijital dünyanın karşısında tamamen silinip gitti. Zaten güçlü bir finansal desteği olmayan biri olarak sevdiğim işi takip etmekle büyük bir risk alıyordum. Ama inkâr edemem ki o zaman ve şimdi de düşününce çok keyifli yıllar yaşadım. Sadece bu yılların bedeli benim için biraz yıpratıcı olacaktı.

Neyse ki belirsizlik benim için yabancı değildi; hatta meydan okuyabileceğim geniş ufuklar sunan tek seçenekti. Piyasada en güçlü yeteneklere sahip olacağım ve gerisi için kaygılanmama gerek kalmayacak diye düşünüyordum. Çünkü liyakat gerektiren bir dünyada böyle birini kimse kaçırmak istemez, değil mi?

Fakat süreç hiç de hayal ettiğim gibi ilerlemedi. Genç bir erkek olarak bu benim için utanç vericiydi. Etrafımdaki insanlar da daha kötü hissetmem için hiçbir sözünü eksik etmedi. Tavırlarından anlayacak olursam; iyiliğim için duygusal olarak yıkılmam ve yine destek almaksızın onların beklentileri doğrultusunda yeniden ayağa kalkmam gerekiyordu.

Bu süreçte bir şekilde madde kullanan insanları, daha önceleri “insan bunu kendine neden yapar” diyerek yargılarken, kullanmayı aklımdan geçirmesem de sonunda bunun nasıl bir psikoloji olduğunu anladığım bir noktaya yaklaşmıştım.

Fakat umutsuzluğun kişiyi ne sefil hallere soktuğuna yaşadığım muhitten defalarca tanık oldum. Bu bunalmışlıktan kurtulmak için tek çarem öğrenmekti. Bilginin beni doğru yola getireceğini biliyordum. Tek yapmam gereken doğru bilgilerle bakış açımı yeniden düzenlemek ve onu hayatıma uygulamaktı.

Şimdi milyonları olan biri olarak değil, fakat bu umutsuzluk çarkından çıkıp yönetebileceği bir sermayeye ulaşmış biri olarak, bu seride sizinle tavsiyeler paylaşacağım. Böylelikle benim gibi kreatif kişiliklere sahip ülkemin gençleri gerçeklik ve hayal dünyalarının arasında sıkışıp kalmayacak, içlerindeki üretme enerjisini tutku duydukları alanlara aktarabilecekler.

“Bir Tasarımcının Gerilla Rehberi” adını verdiğim bu serinin giriş yazısını okudunuz. Bu fikirlerin bir kişiye özel olduğunu unutmadan kendi filtrenizden geçirmeniz ve kendi adınıza bir değer çıkarmanız dileğiyle. Paylaşılan görüşlere aşağıya yorum bırakarak katkıda bulunabilirsiniz.

“Ordular midelerinin üzerinde yürür” – Napolyon Bonapart

Semih Akgül

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top