Merhabalar,
Bir sonraki içeriğimde hangi bilgileri sunabilirim de bu sayfadan “zaman kaybettim” duygusuyla değil, samimi bir paylaşıma ortak olduğun hissiyatıyla ayrılırsın diye düşünüyordum. Sonunda güçlü yanım, bu yolculuktaki beni ben yapan önemli hatalarımdan bahsetmeye karar verdim.
Benim dönemlik ve belli şartlara ait tavsiyelerim belki senin konumunla uyuşmayacaktı. Fakat zihin yapım ve bunun sonucunda deneyimlediğim hatalar, sana yalnız olmadığın fikrini kanıtlayacak ve bu gerçek deneyimlerden kendi bakış açınla çıkarımlar yapmana yardımcı olacaktır.
Buradaki hatalar, bölümünü okumuş olduğum multimedya ve görsel sanatlar özelinde ifade edilmiştir fakat şüphesiz başka alanlara da hitap edecektir.
İşte bu yolculukta neleri farklı yapardım sorusunun samimi cevapları:
Hata 1: Doğru Konumlanmamış Olmak
Bir şeyi ne kadar iyi yaptığından çok, onu kimin için, nerede ve hangi mecrada yaptığın çok daha önemlidir. Bu, sonradan acımasız bir gerçeklik olarak yüzüme çarpan farkındalıklardan biri, belki de en değerlisi.
Uzun süre internet ortamında freelance işler yaptım. Bazılarını iyi fiyata, bazılarını çok düşük ücretlere tamamladım. Açık konuşayım; ortalama süreye baktığımda, asgari maaşla çalışan birine göre daha az hakla çok daha fazla çalışmışım. “Kötü bir yere girme” kaygısı, beni her zaman seçtiğim alanla ilgili daha kısır bir noktada tutmuş.
Bulunduğun konum ve bağlantıların çalışma hayatına etkisi sandığından çok daha büyüktür. Ticaret oyunlarındaki gibi düşün: Baharatı Hindistan’dan ucuza alıp, o ürünün az yetiştiği, talebin ve refahın yüksek olduğu bir bölgede çok daha pahalıya satabilirsin. Uzak mesafeler bir yana, kendi şehrinde bile hitap ettiğin kitlenin kazancına doğrudan etkisini görmüşsündür.
Bunun çarpıcı bir örneği şöyle: Bir gün sanat üzerine harika etkinlikleri olan büyük bir holdingten mail aldım. Kendi hobileri olan bir ekstrem spor organizasyonunda, ekipmanlarına uygulanacak bir illüstrasyon tasarlamamı istiyorlardı. Bu proje manevi olarak benim için öyle önemli bir hale geldi ki fiyatı tamamen onların belirlemesine izin verdim. Buna rağmen, normalde herhangi bir platformdan kazanacağımın 10-15 katını teklif ettiler. Tabii ki kabul ettim.
Çıkarım: Kariyer anlamında adım atacağın yerin yüksek kâr potansiyeli olması kilit noktadır. İkinci en önemli nokta ise girdiğin departmanın çeşitli ve deneyimli çalışanlarla oturmuş, yeni alanlarda cesur projelere adım atan bir ortam olmasıdır.
Hata 2: Tutku ve Kariyer Ayrımını İyi Yapamamak
Bir gün resepsiyonistlik yaptığım dönemde tanıştığım Azerbaycanlı bir iş insanı bana şöyle demişti: “Semih, ben tecrübelerimden şunu anladım ki; bir iş kurduğumda o işletmenin başarılı olup olmayacağını ilk üç ayından anlarım ve ona göre kapatır ya da devam ettiririm.”
Bana sorarsan iyi tasarlanmış bir girişim için çok daha fazla zaman harcanabilir. Fakat o kişi bunu söylediğinde, verimli bir geri dönüş almadan uzun uzadıya tutkularımdan birine nasıl yatırım yaptığımı ve diğer tüm finansal fırsat ve ihtiyaçlarıma gözümü nasıl kapadığımı düşündüm.
Yıllar geçtikçe, işimi sevmekle işimden para kazanmanın iki ayrı mesele olduğunu fark ettim. Sevdiğim şeyi yaparken kendi zevklerimi önceliklendirdim, müşterinin ve piyasanın ne istediğini ikinci plana attım. Bu da emeğimle kazancım arasındaki dengesizliği büyüttü. Üstelik hobimi bir iş yükü hâline getirdiğimde, onu eskisi gibi keyifle yapamaz oldum.
Şunu açıkça söylemeliyim: Tutkunu bırak demiyorum. Ama tutkunun tek geçim kaynağın olması gerekmiyor. Bazen tutkunu rahat bırakmak, ona baskısız ve özgürce sahip çıkmanın en iyi yoludur.
Çıkarım: Para kazanmak ve kariyer ilerletmek, sevdiğin bir hobiyi icra etmekten farklıdır. Hayatını finansal olarak güçlendiren, belki okuduğun bölümden tamamen farklı ama seni ayakta tutan bir uğraş keşfetmelisin. Finansal dayanağını sağlama aldıktan sonra, tutkunu çok daha özgürce ve keyifle yaşayabilirsin.
Hata 3: Piyasa İhtiyaçlarına Gözünü Kapamak (Teknofobi)
Belki de hataların en sinsisi: Piyasanın neye ihtiyaç duyduğuna bakmak yerine, “benim işim bu, sanat el emeğidir” diyerek sadece bildiğim şeyi yapmaya devam etmek.
Ben adet başına küçük rakamlara çocuk kitabı illüstrasyonları hazırlamak için sabah akşam uğraşırken, yanıma kahve içmeye gelen bir arkadaşım NFT rüzgarını fark etti. Çizim yeteneği hiç yoktu ama teknolojiye meraklıydı. Oturup 3D Blender yazılımını asgari düzeyde kullanmayı öğrendi, bir 3D model hazırladı ve katıldığı etkinlikte çalışmasını sergileyip anında 2 bin dolara sattı.
Aramızdaki fark yetenek değil; merak, teknolojiye adaptasyon ve piyasaya bakış açısıydı. Yeni çıkan tasarım araçlarına, yapay zeka destekli üretim süreçlerine veya stok platformlarının dinamiklerine “bunlar benim işimi bozar” diyerek mesafe koymak, dışarıdan ilkeli bir duruş gibi görünse de aslında piyasaya sırt dönmektir.
Çıkarım: Her yeni teknolojiyi benimsemek zorunda değilsin, ama her birine en azından bir şans verip deneme cesareti göstermelisin. Teknolojiyi bir tehdit olarak değil, kendi becerilerinin bir çarpanı olarak gör. Piyasanın ne istediğine bakmadan üretmek, kimsenin geçmediği bir sokağa mağaza açmak gibidir.
Hata 4: Konfor Alanını ve Beklentileri Doğru Tanımlayamamak
Freelance çalışırken tanıştığım henüz oturmamış bir startup ile staj yaptım ve bana o görevi tamamlamış olmak dışında hiçbir şey katmadı. Daha sonra nispeten iyi bir maaşla başka bir startup’ta bir yıl tek tasarımcı olarak çalıştım; deneyimime güvensem de maaş dışında bana bilmediğim yeni bir vizyon eklemedi.
Şimdi kendime soruyorum: Neden işlerin çok daha aktif yürüdüğü, başlangıç maaşı düşük bile olsa bana doğru deneyimi, sağlam bir network’ü ve mentorluğu katabilecek ortamlara girmedim?
Sebebi muhtemelen kendi formumda olmamın verdiği aşırı güven, sunulan asgari şartlara burun kıvırmam ve konfor alanımı koruma içgüdümdü. Sunulan şartlara o kadar odaklandım ki, bana gelen bazı teklifleri kendi kendime sabote ettim. Ya da sadece bu iş alanıyla ilgili her şey tamamen iradem dışında gerçekleşti.
Çıkarım: Bugünkü bakış açımla, kariyerin başlarında bir yere girerken başlangıç maaşının sanıldığından çok daha önemsiz olduğunu görüyorum. Asıl kazanç; işin döndüğü bir ortamda vazgeçilmez deneyimler edinmek ve bu yetenekleri pazarlayabileceğin bir ağ kurmaktır. Şimdiki aklım olsa, bu dinamik ortamların içinde yoğrulurken freelance projelerimi çok daha “seçici” bir şekilde yapmaya devam ederdim.
Buraya kadar kendi kararlarımdan kaynaklanan hatalara odaklanıp “başarısız olmuş” bir profil çizmiş gibi görünebilirim. Fakat başladığım noktaya dönüp baktığımda, denemiş olmanın verdiği rahatlıkla kendimi iç huzura sahip biri olarak tanımlayabilirim.
Yazı boyunca pişmanlıklarımı dile getirmiş olsam da, uyguladığım bu çalışma düzeni sayesinde özgürlüğümü korudum, çok önemli yerlerde kullanılan bir portfolyo geliştirdim ve gurur duyduğum projelere imza attım. Şu an olduğum kişiden gayet mutluyum; ama “Acaba içimdeki enerjiye daha uygun stratejik adımlar atsaydım bugün daha iyi bir noktada olur muydum?” diye sormadan da edemiyorum.
Zaten sen de kendi hayatında bu soruları defalarca sorduğun için bu yazıyı buraya kadar okudun.
Bir sonraki yazımda madalyonun diğer yüzünü çevirip, bu zorlu sürecin bana kazandırdığı o “gurur verici” projelerden ve iyi ki yapmışım dediğim noktalardan bahsetmemi ister misin? Yorumlarda veya aşağıdaki oylamada buluşalım.


